Ey Muhammed, sana kadınların hayız hâlinden sorarlar. De ki: O, kadına eziyet veren bir hâldir. (el-Bakara, 2/222).
Hadiste ise şöyle buyurulur:“Bu hayız, Allah’ın Âdem (a.s)’in kızlarına yazdığı bir şeydir.”(Buhârî, Hayz, 1,7, Edâhî, 3, 10; Müslim, Hacc, 119,120; Ebû Dâvud, Menâsik, 23).
Ayet-i kerîmede geçen “eziyettir” lafzına dikkat çekmek istiyorum. Burada “siz pissiniz, o yüzden namaz kılmıyor ve oruç tutmuyorsunuz” buyrulmamış.
Adeta “Bu sizin için bir eziyettir, dinlenmeniz için size verilen bir hediyedir.” buyrulmuş.
Yani hanımlar bu durumdan dolayı pis değildirler; sadece abdestsizdirler.
Ve hayızlılık, ibadetlere engel değildir. İstediğimiz kadar zikir çekebilir, dua okuyabilir, ilim mütalaa edebilir, Kur’an dinleyebilir, sohbet meclislerine katılabiliriz.
Asıl kirlilik; insana sığ bir gözle bakıp “pis” damgası vuran zihniyetin ta kendisidir. İnsan, doğası gereği içinde necaset ve atıklar barındırır; fakat bu durum onun özünü kirletmez. Çıkan şeyin niteliği, o muazzam bedeni kusurlu yapmaz. Tıpkı bu sebepten Kur’an okumayışımın ya da namaz kılmayışımın özümü kirletemeyeceği gibi… Benim inancım veya ibadetim, kimsenin beni “kirli” ilan etmesine malzeme olamaz.
Namazın ve bazı ibadetlerin üzerimizden kalkmasının hikmetine gelince; nasıl ki bizler bir sefere çıktığımız zaman Rabbimiz bize dört rekâtlı namazları iki rekâta indirme hediyesi ve kolaylığı lütfetmiştir, bu da böyledir. Bu bir eziyet hâli olduğu için Rabbimiz bize lütuf ve kolaylık ihsan etmiştir.
Ve bu hediye bize emir telakkisi ile gelmiştir.Bu da ne demektir?
“Ben bunun içine sizin gözünüzle göremeyeceğiniz bazı hikmetler de sakladım; o sebeple emir telakki ediyorum.” demektir.
Sizinle burada iki hatıramı paylaşmak istiyorum.
Bir gün bir sohbet sonrası iki hanım kızımız yanıma yaklaştı:“Hocam, biz falanca yerde hafızlık yapıyoruz ve hayızlılığımızda Kur’an okuyoruz, caiz mi?” dediler.
Ben de kendilerine “Caiz değildir.” diyerek izahta bulundum.
“Malikîlerin fetvasında kendilerine yer bulmaya çalışıyorlar. Ancak Malikîlerin kastettiği zaruriyete sahip olan ilk hafızlık çalışan hanımlar ile acaba bu zamanın hanımlarının zarureti aynı mıdır?
Ayrıca mezhepler lunapark mıdır ki bir ondan inip ona binelim?
Zaruriyet; canımızı, malımızı, ırzımızı tehdit eden durumlar olmalıdır ki bu zamanda bir hanım kızın hafızlık sürecinde adetlerinde hafızlık yapmaması canını, malını, ırzını mı tehdit etmektedir?
Hanefî veya Şafiî birinin hangi zaruriyeti, bu hususta Malikîyi taklit etmesine ehliyet olabilir?
Namazın dahi zaruriyetten sayılmadığı bir dönemde hangi ibadet ve muamelat zaruriyetten sayılabilir?” dedim.
“Hocam, biz pis değiliz ki ama hocalarımız bize ‘Bu bir pislik değil, okuyun.’ diyor.” dediler.
Mantığa bak!Çocuğu kandırmada algı yönetimine bak!
Tabii ki pis değilsin dedim.Sen pis olduğun için mi okumadığını zannediyordun?
Ancak soruyorum sana: Bugün senden durmadan kan gelse abdest tutabiliyor musun?
Hayır.Ne yapıyorsun?Özür abdesti alıyorsun.
Peki hayızlılık durumu özür durumu ile aynı değildir; hayızlılık hâlinde ne yapacaksın?
Asr-ı saâdette bir gün bir kadın Peygamberimize gelerek:“Benden devamlı kan gelir, namazı bırakayım mı?” diye sormuştu.
Peygamberimiz (asm) de cevaben:“Hayır, o damardaki bir hastalıktandır, hayız değildir. Âdet vaktin gelince namazı bırak, âdet hâlin geçince guslederek temizlen ve bundan sonra her vakit namazı için ayrı abdest alarak namazlarını kıl. Tekrar âdet hâli gelinceye kadar böyle yapmaya devam et.” buyurmuştur.
Bakın, “Hayır, o damardaki bir hastalıktandır, hayız değildir.” buyuruyor. Özür hâlindeki uygulamanın, adet hâlinde uygulanamayacağını; adet hâlinde Kur’an-ı Kerim olan hükmü, sünnet bir uygulamadan da öte hükmü farz olan namazdan bile uzak dur diyerek ortaya koyuyor. Resûlullah bununla birlikte özür kanı ve adet arasındaki hükmî farkı ortaya koyuyor.
Peki adet hâlinde sürekli kanın gelmesi ve özür kanıyla farklı hükümlerde olmasıysa şimdi ne yapacağız?
“Ses yok…”
Resûlullah ne yapacağımızı söylüyor:
“Hayızlı kadın orucu kaza eder de namazı kaza etmez.” (Buhârî, Savm 41)
“Hayızlı kadın ve cünüp olan, Kur’ân’dan hiçbir şey okuyamaz.” (Tirmizî, Tahâre, 98; İbn Mâce, Tahâre, 105).
Yani işin özü: Pis değilsin; abdestsiz ve eziyet hâlindesin.
Bir diğer hatırama gelince:
Bir gün bir metafizik uzmanıyla karşılaştım. Kendisine:“Size en çok başvuran hastalarınız kimler?” diye bir soru yönelttim.
Kendisi:“Adetli hâlde hafızlık yaptırılan kızlar.” diye cevap verdi ve devamında:“Adetli Kur’an okuyanlara daha fazla musallat oluyor.” diye de ekledi.
Yani eğer Allah ve Resûlü bizi bir şeyden men ediyorsa; iman ve tevekkül et.
Bil ki; bu nehyedilen de emredilen de senin fayda ve zararın gözetilerek emredildi ve nehyedildi.
Kafanın dikine gitme ve hangi hocaların eteğinden tuttuğuna dikkat et.
Yoksa böyle bir gün çıkıp kendini Mehmet Okuyan fetvaları nakledip ümmetin hanımlarını ifsada sürüklerken bulursun.
Rabbim ayak ve gönül kaymasından muhafaza buyursun. Âmin.
Şeyma Betül Burak
14.03.2024
