Özlem Gürses tesettürlü kızlar için tesettüre uygun olmayan şeyleri süsleye püsleye dikte ede ede “Niye tesettürlüyüm diye ruj süremiyorum, niye tayt giyemiyorum ben yaa” diyerek boyundan büyük gayrı aklî bir eleştiriye kalkışmış. Bir de tesettürlü kızların tesettürünü aile baskısı ile niteleyerek dinleyen gençlerin zihinlerine “Siz bunu aile baskısı ile yapıyorsunuz” mesajı vermeye çalışmış.

Daha küçükten straplezden bozma direk dansına hazırlar gibi kıç kıvrımlarını belli eden kıyafetleri giydirerek çıplaklığı özendirdiğiniz, hatta DİKTE ETTİĞİNİZ genç kızlara dönüp “Aile baskısıyla bunca yıl çıplak gezdiniz” demiyor; kadın bedenini metalaştırmaya hazırladığınız zemin için iki çarpı iki yüzünüze tükürecek adam aramıyor, bunca tacizin ve tecavüzün parmak izinde izinizi görmüyorsanız, inancı için örtünen tesettürlü kızlarımıza gelince böyle bir yargıda bulunuyorsanız gençler üzerindeki o baskı ailelere değil, size aittir Özlem Gürses.

 

Ve hiç kimse bizim inançlı gençlerimize baskı yapma hakkını ve cüretini size tanımıyor!

 

Bu aralar sizin gibi İslam dini ile alakası olmayanların İslam’ın ahkâmına kadılık etme gayreti de bizi bir tık güldürmüyor değil.

 

Senin bu Ali Cengiz diyette oyunlarını anca reflüsü olanlar yer. Daha tesettürün İslam için ifade ettiği mananın “güzelliği setretmek (örtmek)” olup taytın, ruj ve sair dikkat çekici kullanımların güzelliği setretmeye değil “seyrettirmeye” alet olduğunu idrak edemeyip; bir kimsenin setretmek (güzelliği örtmek) için giydiği bir kıyafet için “Niye seyrettirmiyorsunuz, setretmek (gizlemek, örtmek) seyrettirmeye engel mi yaa!” daha açık bir ifade ile “kapatmak açmaya engel mi yaa” diyecek kadar zeka seviyeni yerlerde süründürdüğünün bilmem ne kadar farkındasın.

 

Ayrıca hutbe dediğimiz olay kitap ve sünnet çerçevesinde yapılan tebliğ metodudur. Hutbe seni ve senin avanelerini değil, “Müslümanları” konu alan bir olgudur. Bugün çıkar tesettürü  emreder, yarın çıkar zinadan nehyeder. Kitap ve sünnet ne emrederse tüm Müslümanlar da “Duyduk ve itaat ettik” der ve kabul eder. Benim inandığım kitabın tebliği senin putlaştırdığın o inancının müntesiplerini ilgilendirmez. Rahatsız olduğunuz her alanda var olmaya devam edeceğiz. Siz de ağızlarınızı şapurdata şapurdata bunlara şahitlik etmeye devam edeceksiniz.

 

لَكُمْ دٖينُكُمْ وَلِىَ دٖينَ

“Sizin dininiz size, benim dinim banadır.”

 

Herkes kendi dini ile alakadar olsun!

Yok ben müslümanım diyorsanda bu kitabın emirlerinin seçmece karpuz olmadığı aklında bulunsun.

 

Şeyma Betül Burak

02.09.2025