Bu hususta birkaç kelam etmek istiyorum.

Henüz ortalık toz duman olduğu için kesin ifadeler kullanmayacağım. Olayın iç yüzü önümüzdeki günlerde daha berrak bir şekilde gün yüzüne çıkacaktır.

Evvela diploma konusundaki fikirlerimi paylaşmak istiyorum.

Biliyorsunuz, ben Ekrem İmamoğlu’ndan zerre miskal haz etmem ve yeri geldiğinde nasıl zorbaladığımı iyi bilirsiniz. Ancak sevmiyor oluşum beni hakkaniyetten ayırmamalı diyor ve diploma iptaline (şartlı olarak) katılmadığımı beyan ediyorum.

Evet, ortada usulsüz bir geçiş olabilir ama bu usulsüz geçişin cezası “eğer dersler verildiyse” iptali değil, ağır bir ceza olabilirdi. Sonuç itibariyle bu dersler görülmüş ve bu sınavlar geçilmişti. “Aksi söz konusuysa da” kamuoyu daha detaylı bilgilendirilmeliydi. Ne yazık ki bu durum sanki İmamoğlu çok masummuş, haksızlığa uğruyormuş görüntüsü vererek altyapısında gizli ana problemleri gölgeledi. Açıkçası bu da beni rahatsız etti. Çünkü İmamoğlu’nun çok derin bir yapıya hizmet ettiğini ve ciddi anlamda el altından sürdürülen bir suç şebekesine öncülük ettiğine dair zannı galibim ağır basıyor.

Bu diploma konusu, işin arkasındaki asıl problemden bizi uzaklaştırarak en güzel becerdiği “mazlum edebiyatına” bir ön açmış oldu.

Ancak hukuksuz olarak iptali gerçekleştiğini savunarak hukukun yok olduğunu iddia edenlerede şunu da sormak istiyorum. Gözünüzü karartırcasına savunduğunuz Chp döneminde hukuk varmıydı? Siz tesettürü sebebiyle binlerce kadının hukuksuz olarak diplomasını iptal etmediniz mi? Bırakın okunmasını üniversitenin kapısından dahi girme hakkını iptal etmediniz mi? Oda milletin meselesi değilmiydi? Oda milletin iradesine ket vurmak değil miydi? Bu neyin velvelesi? Bu neyin hak arayışı?

Zamanında yaptığınız hukuksuzlukların belki de geri iadesi. Belkide olanlar ilahi hukukun bir tecellisi!

  1. İmamoğlu’nun gözaltı kararı boşuna değildi. Çok ciddi suçlamalar ve çok ciddi belgeler söz konusu. Buna rağmen anında insanların örgütlenip sokaklara dökülmesi, CHP dışında bir güçten dayanak aldığının delilidir. CHP içinde dahi pek sevilen bir adam değilken bu kadar insanı sokaklara döken emri kim verdi? Ve motivasyonları neydi? Kesinlikle bir diploma değildi. Yargılanmasına dair bir tepki (normal bir insan perspektifinden) olamazdı çünkü iddialar ciddiydi. Bu kadar suçlama söz konusuyken yargılanmasına karşı çıkmak akıl kârı değildi. Suç varsa soruşturmanın kaçınılmaz olması savunulmalıydı.

En çok ses niçin kendisi tarafından beslendiği aşikar belli olan fenomenlerden çıkmaktaydı? Yoksa korktukları birşey mi vardı? İmamoğlunun dosyasının patlaması başka kimlerin dosyasını açığa çıkaracaktı? Ayrıca dosyayı ilk gün yüzüne çıkarak, şikayet oluşturan Chp’nin diğer müntesipleri değil miydi? Niçin faturası hukuka kesilmeliydi?

Niçin anında dolar yükseldi? Kimlerin hoşuna gitmedi bu durum ki dolar üzerinden ekonomi tehdit edildi?

Ayrıca Ekrem İmamoğlu’nun suç dosyasına eklenmesi gereken bir maddenin de “insanları iç savaşa sürüklemesi” olduğunu düşünüyorum. “Milletimize emanetim” çağrısı, apaçık insanları sokaklara çıkmaya davet eden bir çağrıdır.

Ve geldiğimiz noktada hepimiz olanları görüyoruz. Çağrı yerine ulaşmış ve insanlar aleni bir şekilde kışkırtılmıştır.

Bu “çok su götürür” dedikleri cinsten bir hamurdur.

Milletin omuzlarından güç alarak çıplak ayaklarla ve necasetli sularla yoğurulan bu hamurun âhı elbet bir gün yapanı da zehirleyecekti ki zehirledi de.

Allah sonumuzu hayır eylesin ve milletimize feraset ve istikamet ihsan eylesin. Devletimize, milletimize zeval göstermesin.

 

Şeyma Betül Burak

20.03.2025