Hasan Efendi’nin vefatı üzerine boyutu dahada ilginç bir hal alan

Halifelik- Vekillik hususunda iki kelam etmek istiyorum.

Mahmud efendi Hz’nin güzide evlatları olarak büyük bir imtihandan geçiyoruz.

Aşikar olan şu ki;

 

Cemaat an itibariyle ikiye bölünmüştür.

 

Kimi İsmailağa’nın koyduğu Fikri efendiyi olarak kabul ederken, kimi Cübbeli Ahmed hoca’nın ve bir çok hocaefendinin görüş birliği çerçevesinde Mahmud efendi Hz’ne olan gönül bağlılığını devam ettirerek Denizlili İbrahim Efendiyi “vekil” olarak kabul edecektir.

Kim ne derse desin artık bu ayrıma gelinmiştir.

 

Ben olayların haklı veya haksız taraflarını değerlendirmek yerine gözden kaçırdığımız ama pek mühim bir konuya değinmek istiyorum.

 

“Gönül bağı ve kardeşlik”

 

Sizler yıllarca aynı bağın gülü, aynı rahlelerin müdavimi, bir sofranın müntesipleri olarak yetişmiş, ahir zamanda hem ilmî, hem edebî olarak inancını hayatına nakşetmeye niyet etmiş gönül ehli mü’minlersiniz.

 

Şu ahir zamanın fitnesi içinde eline tesbihi, diline zikri, gönlüne Rabbini almak hakikaten pek zor iştir.

 

“Bir taraf olmak zorundasınız evet ama taraf olduğunuz için aman bertaraf olmayınız.”

 

Sizinle aynı fikirde olmayan yıllarca kardeşlik yaptığınız aynı davaya baş koyduğunuz, aynı sokaklarda büyüdüğünüz, selamlaştığınız, çorbasını içtiğiniz, ekmeğini yediğiniz mü’minleri incitici, tecrit edici, öteleyici hareketlerden sakınınız.

 

Burada sizlerle yıllarca düstur edindiğim ve her hatırıma geldiğinde “ben yardım edenlerden olacağım” diye söz verdiğim, Üstadım Mahmud efendi hz’nin bir hatıratını paylaşmak istiyorum.

 

Bir sohbet sonrası hanımın biri Mahmud efendi hz’nin yanına yaklaşır “Efendi Hz. Size bir maruzatım olacaktı” der.

Mahmud Efendi Hz. “Buyrun” diye cevap verir.

 

“Efendi Hz. ben çok kapı dolaştım neredeyse tüm cemaatleri gezdim, gördüm. Bu kapı kadar ilme, amele, ihlasa, takvaya düşkün bir kapı görmedim. Ama bir kusurunuz var.

Hocalar birbirini beğenmiyor!” der.

Mahmud efendi Hz. üzülür ve şu cümleler lisanınından dökülür.

 

“Her cemaatin bir imtihanı vardır bizim cemaatimizinde imtihanı budur. Bu imtihanımızda bize yardımcı olanın Allah yardımcısı olsun” der.

 

Bunu işittiğim gün bi söz verdim “Ben bu imtihanınızda size yardımcı olacağım Üstadım” dedim.

Yardımcı olacağım!

Ümmetin, din adına emek eden müminlerin birliği ve beraberliği için yardımcı olacağım.

 

Sizlerde yardım edin kardeşler!

 

Küffar almış başını giderken!

Zalimler mazlumları kıyım kıyım ezerken!

Dünya müslümanları birlik ve beraberlik beklerken!

İlmin sigortası menzilinde ki şu güzide insanların ayrı düşmesine, gönüllerimize ayrılık girmesine mani olun.

İnkar edilemez bir gerçek ki bu yola ayrılık girdi..

Ama gönüllerimize girmesin.

Kardeş kardeşini ezmesin, üzmesin!

Gelin tartışalım ama sınırımızı, haddimizi aşmayalım.

Yıllarını hizmete, dini mübini İslamı yaşamaya ve yaşatmaya adayan insanları dilimize dolamayalım.

Kendine yakışan yapılsın veya yapılmasın

 

“biz kendimize yakışanı yapalım”

 

İhtilaflar yeni olmadı..

Ashapta ihtilafa düştü.

Ama bu onların değerinden bişey götürmedi.

“Onlar göğün yıldızı menzilinde Ashaplardı!”

 

Bizim hangi amelimiz bugün huncarca gıybetini ettiğimiz bir alime gönderdiğimiz sevaptan arta kalıpta terazimizi doldurabilir?

 

Ahiretimizi, amel terazimizi etkileyen işler hususunda uyanık olalım.

 

Rabbim bu imtihandan Ümmet-i Muhammedi halas eylesin.

Nefsani işlerden bizi ve neslimizi muhafaza eylesin.

Ümmet-i Muhammed’e birlik ve beraber aşkı, gayreti, isabeti ve istikameti ihsan eylesin.

(Amin)

 

Şeyma Betül Burak

23.04.2024