Gazze ümmetin alimleri heyeti, Mervan Ebu Ras ve Muhammed Hasan Dedo öncülüğünde dünya genelinden 100’den fazla alim ve vaiz ‘Gazze Fetvası’ yayınlamış.

 

Fetvada boykota dikkat çekerek, ticari ilişkilerin caiz olmadığı vurgulanmış.

Dünya İslam birliğinden ses çıkmayınca Gazzede ki bir avuç ümmetin alimleri ümmetin şerefi adına kollarını sıvamış.

(Allah onlardan razı olsun)

 

Bu davayı omuzlamayıda bu fetvayı yayınlamayıda aynı kişilerin omuzlarına bıraktık.

 

Boykot bize Resulullahın mirasıdır.

Hayberin fethinde Yahudilerin en çok değer verdiği hurma ağaçlarının kesilmesini emretmişti de sırf kesilmesin diye yahudiler kaleyi teslim etmişti.

 

“(Savaş gereği,) hurma ağaçlarından her neyi kestiniz, yahut (kesmeyip) kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa hep Allah’ın izniyledir. Bu da fasıkları rezil etmesi içindir.” (Haşr, 59/5)

 

Bu bize üstelik Yahudilerle olan mücadelemizde nasıl bir yol izlememiz gerektiğine dair büyük bir örnek değil midir?

 

  1. Bugün tüm dünyada yahudileri söz sahibi eden şey paradır. Bir yahudinin parasını ve imkanlarını elinden alırsan sana karşı kullanabileceği çok bi şey kalmaz.

 

Amerika, İsrailin kaşına gözüne değil imkanlarına aşıktır, İsrail’de Gazzenin yer altı imkanlarına.

Aralarında ki en kuvvetli ortaklık pastayı gaspedip paylaşmaktır.

 

Gazze’nin kendi haline bırakılabilse bi Kuveyt yapacak kadar doğalgaz rezervi vardır.

 

1947’den itibaren Filistin’in sadece yüzde 85’ini işgal etmekle kalmamış denizinin de yüzde 80’ini işgal etmiştir.

Şuan 6 ayrı şirket bu sularda doğalgaz rezervi arıyor.

 

Belkide sadece bizim bildiğimiz 6 şirket.

Ve süreci hızlandırmalarının sebebi belki de tam olarak bununla alakalıdır.

Yani mesele bütünüyle inançsal değil aynı zamanda maddesel bir meseledir.

Böyle bir toplulukla ancak maddesel anlamda mücadeleler sürdürürsek muvaffak oluruz.

Müslüman ülkelerin Yahudi menşeli markaların ihracatını ve ithalatını yasakladığını ve kendi aralarında bu ticari ağı kurduğunu bi hayal etsenize?

 

Yada bununla tehdit edildiklerini?

 

O zaman rahat rahat müslümanların namusuna dokunabilecekler mi sizce ?

 

  1. En büyük savaş taktiğide moral bozmaktır.

Hatırlarsanız ilk başlarda Gazze’nin yiğitliğini,

İsrailin zelilliğini paylaştığımız gönderileri fazlalaştırarak karşı tarafta büyük bir çöküntü oluşturmuştuk.

 

Yine aynısını yaparak yiğit yürekli kardeşlerimizinde daha fazla memnun olacağı gibi Gazze’nin yiğitliğini paylaşmaya devam edelim.

 

Gazze’nin yıkılamaz ve düştüğü yerden daha gür bir seda ve güçle kalkabilecek bir toplum olduğunu gösterelim.

 

  1. Yardım..

Şuan Gazzeye yardımın girdiği kısıtlıda olsa imkanlar var. Bölgeye bol bol yardım göndererek savaştan ölmeyen kardeşlerimizin açlıktan ölmesine müsade etmeyelim.

 

Ne belimizi ne de yüreğimizi doğrultamayız!

 

  1. Güçlü müslüman..

Müslümanlar her cihetten kendini yetiştiren evvela din ilmini sonra bilimini öğrenen aktif ve girişken olmadığı sürece mücadelemiz yarım kalır.

 

Mümin hayatını, gençliğini, güzelliğini, enerjisini İslama bağışlamadığı müddetçe bu mücadele kısır kalır.

 

Hepimiz kabiliyetlerimizi Allah yolunda infak ettiğimiz gün Gazze ve tüm İslam beldeleri özgürlüğüne kavuşacaktır.

 

  1. Eğitim.

Bugün müslümanların bu kadar zayıf kalmasının en başlıca nedeni dinine uzak ve yabani olmasıdır.

Saf ve temiz bir din eğitimine hiç olmadığı kadar çok ihtiyacımız vardır.

 

Özellikle ilahiyat ve diyanet bünyesine çok fazla iş düşüyor.

 

Bazı kuralların katılaşması, Ehli sünnet itikadına zıt düşenlerin farklı bir devlet kademesinde yer verilmesi, eğitim ve din hizmetlerinden uzaklaştırılması elzemdir.

 

Her çocuğun muhakkak en az 2 sene medrese eğitimi görerek dinine dair ihtiyacı olan tüm fıkhî, amelî ve itikadî meselelere hakim olması elzemdir.

 

Dünya çapında talebe yetiştirerek müslümanların bilinçlendirilme faaliyetlerinin çoğalması ve ilimle birlikte cehalet karanlığından ümmetçe çıkabilmemiz elzemdir.

 

  1. Kendi plartformlarımıza sahip olmak.Bugün ne acayiptir ki bu konuşmaları yahudi bir kişinin plartformundan yapıyor oluşum, onlar neyi izlememizi ve düşünmemizi istiyorlarsa önümüze onları koyuyor oluşları ve son yıllarda özellikle kadınlarımızdan daha net gözleyebildiğimiz üzere tek tip insan modeli oluşturmaları ve muvaffak olmaları durumun dehşetini gözler önüne sermektedir.

 

Ümitsiz değilim..

Özellikle Gazzenin imanlı ve cesur yüreklilerine şahit oldukça ümidimi dirileştirdim.

Ama bu din sadece Gazzeye inmedi.

Aynı sarsılmaz bir imana ve cesaret abidesi yüreklere sahip olması beklenen milyarlar var.

Bu din 14 asır önce bir avuç müslümanla ihya oldu.

 

Yine ahirzamanda bu bir avuç müslümanın dirayeti bizlerin dirilişine vesile olsun. (Amin)

 

“Ümmetim mübarek bir ümmettir, evveli mi yoksa sonu mu daha iyidir bilinmez.”(Tirmizî, Emsâl, 6.)

 

-GAZZE FETVASI-

 

-Gazze’ye başlatılan saldırılardan önce yapılmış olsa dahi işgalcilerle yapılan her türlü ticari anlaşma şer’en hükümsüzdür ve haramdır.

 

– İsrail’i ve onları destekleyenlerin ürünlerini boykot etmek farz, onlardan mal almak ve onlara mal satmak haramdır.

 

– Yahudilerin Kudüs, Aksa ve Gazze’ye yönelik saldırıları Müslümanların savunma cihadı yapmasını gerektirmektedir.

 

– Gazze’yi desteklememek cihattan kaçmaktır. Cihat herkes üzerine farz kılınmıştır.

 

– Sınırları ve kapıları kapatmak Allah’a ve Resulüne ihanettir. Özellikle de can damarı olan Refah sınır kapısı, Allah yolunda cihat edenlerin yüzüne kapatılması hiçbir şekilde caiz değildir.

 

– Filistin topraklarını gasp eden, evlerini işgal eden, suç örgütüne bağlı olan her kişi, cinsiyeti ve tanımı ne olursa olsun barışçıl bir sivil değil, bir saldırgan, terörist ve savaşçıdır.

 

– Müslüman halkın elinden geldiğince seferber olması, elindeki tüm imkanlarla düşmana saldırması veya düşmanın ve destekçilerinin elçiliklerine giderek protesto etmesi farzdır.

 

 

Şeyma Betül Burak

19.03.2024