Küçücüğüm, daha onlu yaşlarımın başındayım. Fethullah’ın en revaçta olduğu dönemler. Her yerde sohbetleri açılıyor. Kimi duysam yurtlarına gidiyor, radyoyu açıyoruz, ağlama sesleri…

Kalbimde anlamlandıramadığım müthiş bir nefret duygusu. Sohbetlere, medreselere aşık olmama rağmen ne zaman sesini duysam tüylerimi diken diken eden, içimi kemiren bir duygu.

 

Şöyle bir durdum önce, kendime sordum: “Niye sevmiyorsun? Niye bu kadar rahatsız oluyorsun?” Bir cevabı yok. Hocalara sormaya başladım, “Nasıl biri?” Herkes olumlu şeyler söylüyor.

 

Kalbim öyle daraldı, öyle bunaldı, öyle kafama taktım ki bu konuyu, en son çaresizlikle açtım ellerimi. O küçüklüğün verdiği masumiyetle, “Ya Rabbi, ne olur şu adamın ne olduğunu bana rüyamda göster, ne olur Allah’ım, nolur…” diye diye sayıklayarak uyuttum kendimi.

 

Ve İcabet etti en merhametliler merhametlisi…

Bugün görüyor gibi her detayı gözümün önünde sanki!

 

Rüyamda bir camii şerifteyim.

Mihrapta “iblis” boynuzlu ve en çirkin haliyle oturuyor. Önünde Hristiyanların, Yahudilerin ve Müslümanların iblise çalışan din büyükleri saf tutmuş itaat halinde oturuyor. O an ki öfke ile haykırıyorum “Müslümanın burada ne işi var!” Ancak sesimi kimse duymuyor.

Şöyle bir bakayım, “Müslümanları temsilen kim var?” diyorum. En önde Fethullah Gülen oturuyor.

 

İblis konuşmaya başlıyor: “Camide Müslümanların sarığı varsa, papazın zünnarı, Yahudi’nin kipası da olmalı,” diyor. Öyle öfkeleniyorum, öyle öfkeleniyorum ki yumruklarımı sıkıyorum, tüylerim diken diken oluyor.

 

(Zünnar kelimesini ilk burada duyduktan sonra araştırıp ne olduğunu öğrenmiştim. Hristiyan din adamlarının, vaftiz edilenlerin omzuna bağladığı kurdelenin adıymış meğer.)

 

Arkada gizlice onları izlediğimizi fark ediyor. Arkasında bir bölme var, onu açıyor; içinde bir yaratık çıkarıp üzerimize salıyor. Yanımda o dönem beni okutan hocam, yanında iki kişi daha… Hocam, “Elimi tut ve ‘Ve Cealna’ okumaya başla,” diyor. (Yasin suresi, 9. ayet: Resulullah Efendimizin Mekke müşriklerinden korunmak için toprağa okuyup gözlerini perdelediği ayet.)

 

Başlıyoruz okumaya… Etrafımızda bir set oluşuyor. O yaratık, önüne geleni parçalamasına rağmen bize zerre kadar zarar veremeden çekip gidiyor.

 

Bu rüyanın etkisinde değil bir gün yıllarca kaldım.

Çünkü o dönem herkes bu adamın peşinden gidiyor, alim zannediyor aksini söyleyen ayıplanıp ,reddediliyordu. Tüm toplumsal baskılara rağmen o gün bugündür susmadım. Fethullah Gülen’i kim bana övse her zaman ve her yerde, en gönülden bağlılarının bile küçüğüm olsun büyüğüm olsun, gözlerinin içine baka baka bu hakikati haykırdım.

 

Ta ki 15 Temmuz gecesine kadar…

O geceden sonra artık sözler kifayetsiz kalacak, bıçak kemiğe dayanacak; en güzel cevabı milletimiz yüzlerine tokat gibi süratli, balyoz kadar ağır bir şekilde verecekti.

 

Fethullah Gülen ve avanelerini tarihe, kanlarıyla ve şehadetleriyle gömeceklerdi.

 

Vatanını satmanın cezasını, vatansız bir şekilde ölüme mahkûm etmekle vereceklerdi!

 

Şimdi diyoruz ki; bu vatan haininin peşinden giden, içi kof batıl davasına gönül verenlere!

Hâlâ gözünü açmak, hakikatleri kabul etmek istemeyen herkes bilsin ki vatansızdır ve bir gün vatansız olarak ölmek akıbeti ve hakkıdır!

 

Bugün milletimiz için en mesrur günlerden bir gündür. Ancak bilmeliyiz ki bu yapılanmanın başı “iblis aleyhi lağnedir” dün Fetullah gülen’in aracılığı ile damarlarımıza giren yarın bir başkasını satın alarak girmeye devam edecektir. Mutluluğumuz rehavet getirmemelidir. Hala bed tohumları içerimizdedir.

 

Ve Ey Fetoş..

bu zamana kadar sen güldün şimdi gülme sırası “son gülende”. Bugün leşin sadece bizleri değil vatanı uğruna gazi olan tüm yiğitlerimizi ve şehadet mertebesine ulaşan tüm şehitlerimizide mesrur etmiştir. Parça pinçik etmekle görevli zebanilerin şimdiden emeğine sağlık diyor son olarak “sen bu milletin göz nuruyla oynadın; Allah da seni nârı cehiminde oynatsın diyerek ahiret hayatında sana mahrumiyetler diliyorum🔥

 

Şeyma Betül Burak

21.10.2024