“İstediğiniz kadar kalabalık gelin, aracınız ya da yayanız hiç fark etmez! Berren ve bahran ve cevven…
Karadan, denizden veya havadan.
Size ölümlerden ölüm beğendireceğiz!”
- Yüzyılın aslanı bu sözlerle duyurmuştu dünyaya, neticesi kaçınılmaz galibiyet olacak bir cihadın başlangıcını. Daha dün gibi… Onu görünce titredik hepimiz.
Vay be! Biz Hamzalar öldü zannetmiştik, Ashab-ı Kiram yürekli insanlar bitti zannetmiştik, meğer Ebu Ubeyde’lerimiz varmış bizim! Dedik.
“Gelecek Allah’ın izniyle bizimdir,” dediler…
Çünkü bir tarafta Hz. Hamza gibi heybetleri ölümü dahi korkutan, şehadete aşık olan bir millet zulme karşı kahramanca yürüyor, diğer tarafta “kendilerine zillet vurulmuştur; Allah’ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir.” denilen Mermer Koni Salyangozları zulüm ile sürünüyordu.
Tam 470 gün anamızı, babamızı, canımızı feda ederiz. Ama toprağımızı, inancımızı ve emanet verilen bu mukaddes beldeleri asla teslim etmeyiz! Diyerek tüm dünyaya şeref ve haysiyetin ne olduğunu, tüm Müslümanlara imanın ve iman gücünün ne olduğunu, tüm siyonistlere “Müslümanların kim olduğunu” öğrettiler!
“Biz yardımı yalnızca Allah’tan isteriz, O da kimi layık görürse onu vesile kılar” diyerek “arkasında Allah olanın dünya yanında olsa ne olur? olmasa ne olur?” tokatını büyük bir tesirle yüreklere ve zihinlere nakşettiler.
Allah onlardan razı olsun.
Tıpkı Bakara suresinde geçtiği gibi “Ne zaman onlar bir antlaşma yaptılarsa, yine kendilerinden bir grup onu bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez.” ayetince bugün her ne kadar sözlerine tastamam itibar edemesek de, o evlatların yüzünün gülmesine, 470 gündür yorgun düşen bu beldenin nefes almasına vesile olan ateşkes, yüreğimizdeki ateşi bir nebze söndürmüş ve boğazımızdan geçen aşın dikenlerini bir nebze dökmüştür.
Ancak hatırlatmak isterim ki bu bir son değildir. Bu bir başlangıçtır. Nasıl o elîm depremden sonra el birliğiyle yeniden şehirlerimizi inşa ettiysek, ümmet olarak gözbebeğimiz mesabesinde olan bu beldeyi yeniden inşa etmek, yaşamına sıfırdan başlayacak olan kardeşlerimize ulaşmak ve Mermer Koni Salyangozlarının en büyük gücü olan finalsel gücünü baltalamak, boykotumuzu aynı sadakatle devam ettirmek, İtrail’in zulmünü kalıcı hafızamıza kazıyıp bu boykot şuurunu nesillerimize aktarmak boynumuzun borcudur.
Tüm ümmet coğrafyasının zulümden ferahlığa tebdil olunduğu bir günün özlemiyle…
Haydar-ı Kerrar, Gayr-ı Ferrar!
Şeyma Betül Burak
19.01.2025
