En yakından yenilince darbeler acıtmazmış öyle..
Hücrelerinin titreşimini kesermiş.
Sinir uçların karıncalanırmış bir müddet..
Anlamazmışsın..
ne varlığını ne de yokluğunu duyurmazmış.
Sonra bir miktar gelince kendine doğrulmak istermişsin de öyle donar kalırmışsın.
Ne kalkabilir ne kalabilir..
Titreşir hayıflanır ve yanarmışsın sızım sızım.
En yakından gelince darbeler..
Öldürmezmiş amma insanın içinde bir yerler de yaşanırmış depremler, faylar kırılırmış.
Yarılırmış yürek..
En yakından yenilince darbeler..
Durgun volkanlar dolar dolar taşarmış.
Taştığı heryer heryere bulaşır dokunduğu yeri lava dumana katarmış.
En yakından gelince darbeler..
ne susulur ne konuşulur sadece haykırışlar boğarmış.
Sessizce yıkılırmış ruh ve beden.
Omuzlar düşer
Gözler kararır
Akıl bitap düşer
Öfke ile hüzün kardeş olur çıkarmış.
Hatıralar ölü yüzü gibi soğur ve uçarmış.
Kırk kandil yanar, her bir gün biri söner,
- Gün acı dahi duymaz hissizlikle defnedilirmiş geçmişin tozlu raflarına.
En yakından gelince darbeler
Ummadıkların çıkagelir, umduklarına nail olunmazmış.
Ummanlar oluşurda içinde en sığ yerinde nefesini kesermiş dalgaları.
Her bir darbe yaralarmış.
Kimi güveni söküp atarken içinden, sevgiyide beraberinde harcarmış.
Demem o ki;
İnsan insanı harcarmış.
Bu dünya namuslu insanların zindanı cennet ise mekanıymış.
Namussuzların mekanı dünya cehennem ise zindanmış.
Yollar yarım kalmış.
Ummadık taş başı yarmış bırakmış.
Sızlamış ruh, sızlamış beden, sızlamış tüm bağlar
Her kopuş bir yok oluşmuş.
Yok olmuş tüm yarınlar.
İnsan insanın yurdu muymuş kurdu mu bilmem ama dünya kurt yurduymuş.
Şeyma Betül Burak
03.09.2023
