Az önce bir tarih hocasını dinlerken şu ifadeler kullanıldı:
“II. Mahmud hem doğunun kültürüne düşkün, beş vakit namazına dikkatli, her bir mağlubiyetten sonra halkına namazı dikkatli kılmamalarından dolayı sitemli, ama aynı zamanda fes, pantolon ve kıyafet konusunda klasikten moderne doğru çağa uygun hareket eden çağdaş bir kişilik.”
Soru 1:
Niye bana ait olan bir giyim kuşam klasik olarak değerlendiriliyor?
Soru 2:
Modern kavramı niye batıyla özdeşleştiriliyor?
Soru 3:
Çağa bu kadar hakim olan bir imparatorluk dururken, sivrisinek hükmündeki batı niçin çağa uygunluğun kıstası olarak kabul ediliyor?
- yüzyılda çağa yön veren benim sarığımken, Paris’e giden Osmanlı elçisi Moralı Esseyid Ali Efendi’nin sarığını örnek alarak Parisli sosyete hanımlar sarığı taklit edip başlarını kapatırken “Yeni modamız türban” diyerek dolaşırlarken niye çağdaş olan ben değilim?
Çağın sahibi, alemlerin sahibine itaat eden, dik durarak kültürüne sahip çıkan bizler olmalıyken?
Bir zamanlar çağ açıp çağ kapatan bir kültürün evlatları bizken,
bugün çağdaşlığın kitabını batıya yazdırmamız tarihimize ve kültürümüze kazıdığımız talihsiz bir leke değil de nedir?
Klasik kanunlarımızı ve örflerimizi de, çağdaş modern kanun ve örflerimizi de inancımız ve değerlerimiz çerçevesinde biz belirlemeli değil miydik?
Batıyı “çağdaş” kabul ettiğimiz gün “çağımızı da, çağdaşlığımızı da” kaybettik!
Şeyma Betül Burak
01.10.2024
