Ashabıma sebbetmeyiniz (hakaret etmeyiniz). Sizden birisi Uhud dağı kadar altın infak etseydi, ashabımdan birinin verdiği yarım müde ulaşamazdı. (Ebû Davud, hadis no: 21, 83, Sahîhut-Tirmizi Hadis no: 2165)
Ashabımın kötülüklerini anmayın ki, kalpleriniz onlar üzerine (onlara sevgi hususunda) değişmesin. Ashabımın iyiliklerini anın ki, gönülleriniz (onlara) ülfet etsin.
(İbn-i Ömer’den)
29﴿ O, Allah’ın elçisi Muhammed’dir. Onunla beraber olanlar da kâfirlere karşı sert, kendi aralarında merhametlidirler. Onları, Allah’ın lütuf ve rızâsına talip olarak hep rükûda ve secdede görürsün.
(Fetih Suresi, 29. Ayet)
İbn Kesir, Fetih 29. ayeti ile ilgili: İmam Malik bu ayete göre sahabilere sövenin kâfir olacağını söylemiştir.
(İbn Kesir: 4/129)
Sahabeden içtihat hataları olanları sakın ola ağzınıza dolamayınız.
Hiçbir tâbiin sahâbinin makamına, hiçbir Allah dostu tâbiin makamına çıkamıyor.
Buradan pay biçelim ecirlerinin büyüklüğünü.
“Filler tepişirken olan çimenlere olur.”
Benim Ashabım yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz hadisini çokça hatırlayalım.
Onlar bu ümmetin yükünü kaldıran er oğlu erlerdir.
Bugün kızgın kumlar altında değil, koltuklarının üzerinde oturanlar sahabeyi eleştirir olmuş.
Bir ayağından bir deveye, diğer ayağından başka deveye bağlanıp ortadan ikiye ayrılmayanlar, bacak bacak üstüne atıp sahabeyi eleştirir olmuş.
Siz mi kaldırdınız bu davanın yükünü ey sahabiye söven ahmaklar!
Siz mi memleketinizi, sevdiklerinizi, doğduğunuz büyüdüğünüz yerleri davanız uğruna terk etmek zorunda kaldınız?
Siz mi cenk meydanında seve seve ölüme yürüdünüz?
Siz mi bir cenk meydanında gözünüzden, kulağınızdan, bacağınızdan, canınızdan oldunuz?
Sizi mi kırbaçladılar çöl sıcaklarında?
Siz mi sırf emri bil maruf vazifesi için kıtalar aştınız deve sırtlarında?
Hangi cüret size, “Benim ashabım yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz.” dediği, “Ashabıma sövmeyin!” dediği, “ashabım” dediği efendilerimize sövme kudreti verdi?
Dikkat çekmek istiyorum: “Bazısına uyarsanız.” demedi Resulullah!
بايهم (Hangisine) buyurdu.
Ama Muâviye şöyle yapmış, falanca böyle!
Bir kere o Muâviye değil, “Hz. Muâviye” dir.
2- Bir müçtehit içtihat eder ve içtihadında isabet ederse iki sevap; hata ederse bir sevap kazanır.
(Buhari, İ’tisam, 21; Müslim, Akdıye, 15)
Mevzu bahis bir içtihat hatasıdır. Hata yapanın ecri yine 1 derecedir.
3- Ashabım hitabına o da muhataptır. Unutulmamalıdır ki, Hz. Muâviye (ra) de bir sahabedir ve Resûlullah’ın (s.a.v) hiçbir ayrım yapmadan bütün ashabını (temize çıkarmış) ve hangisi olursa olsun dil uzatanı lanet etmiş olduğu ashabının içine giren bir sahabedir.
4- Resûlullah Efendimiz Hz. Muâviye (ra) hakkında hayır dua etmiş ve Hz. Ömer (ra)’den bir rivayette Hz. Muâviye (ra) için “Allah’ım, onunla (insanlara) hidayetini ulaştır.” diye dua etmiştir.
(Tirmizi, Menakıb hadis no: 3842)
Peki soruyorum size:
Mevlamızın “O ancak vahiy ile konuşur.” dediği, sözünü sözü kabul ettiği, onlarca ayette itaatle emrettiği, ona itaati kendine itaat kabul ettiği Resûl-i Ekrem Efendimizin duasına icabet mi edilmemiştir?
5- Hiçbir sahabe hakkında yaptıklarından dolayı itham ve suizan edilemez. Bu, hem Hz. Peygamber’in (s.a.v) hadisleri hem de Ehl-i Sünnet âlimlerinin ittifakı ile caiz değildir ve yapanlara lanet edilmiştir.
6- Hazret-i Muâviye İslam’ın yayılmasında çok kıymetli hizmetlerde bulunmuştur:
Sicistan, Sudan, Afganistan, Buhara, Hindistan’ın kuzey kısmı, Tunus’u almış, Kıbrıs’ı Bizans’tan kurtarmış, Kudüs’ü geri almıştır. Yine zamanında İstanbul’u kuşatmış fakat her sene yüklü vergi vermek şartıyla kuşatmayı kaldırmıştır.
7- Resûlullah (s.a.v)’ın bu hayır duasının bereketiyle, İslamiyet Hz. Muâviye (ra) zamanında bu kadar yayılmıştır.
8- Hz. Muâviye (ra) vahiy kâtibidir. Vahiy kâtibliğine alınması, Cebrâil aleyhisselâmın bildirmesi ile olmuştur.
Buraya dikkat çekmek istiyorum: Cebrâil (a.s) kimden vahiy getiriyor? Allah (t.a) Hz’den.
Peki Mevlâ, hâşâ kelâmını yazma görevini bir zalime mi yüklemiştir?
9- Hz.Muâviye (ra) Huneyn gazâsında Resûlullah’ın önünde babası ile birlikte kahramanca çarpışmış, Tebük gazvesine katılmış, Vedâ Haccı’nda bulunmuştur.
Hz. Muâviye (ra), ömrünün son günlerinde okuduğu bir hutbede şunları söylemiştir:
“Ey insanlar! Üzerinizde çok kaldım. Sizi usandırdım. Artık ayrılmak istiyorum. Siz de benden ayrılmak ister oldunuz. Fakat size benden daha iyisi gelmez. Nitekim benden evvel gelenler, benden daha iyi idiler. Kim Allah Teâlâ’ya kavuşmak isterse, Allah Teâlâ da ona kavuşmak ister. Yâ Rab! Sana kavuşmak istiyorum, sana kavuşmamı nasip eyle! Beni mübârek ve mes’ud eyle!” buyurmuştur.
10- Resûlullah Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Muhammed’in (sav) ashabına seb (hakaret) etmeyiniz. Çünkü onlardan birinin bir saatlik ameli, sizden birinizin bir ömürlük amelinden daha faziletlidir.” (Sahihu Müslim Fezail, 140)
Ashabıma sövenleri, görürseniz, ‘Allah’ın laneti kötünüz üzerine olsun.’ deyiniz.” (Tirmizi, İbn-i Ömer’den)
Mevlamız, Tevbe Suresi 100. Ayet-i Kerime’de sahabe hakkında şöyle buyurmuştur:
“Allah onlardan râzı olmuş, onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır.”
Ey iman eden kardeşim, Resûlullah Efendimizin ve ümmetin biricik göz bebekleri ve yıldızları olan sahâbeye sövme, sövdürme!
Şeyma Betül Burak
