Gün geçmesin ki din-i mübin-i İslam’a, Resulullah’a ve kıymetli annemiz Aişe validemize yapılan hakaretlerin bir yenisi eklenmemiş olsun. Ve gün geçmesin ki inançsal zaafiyetin doğurduğu bir nesil mantar gibi ürememiş olsun.
Ne yazık ki bu mantarı büyüten asidik ortamı sunanlar ise susanlar! “Aman ne uğraşacağım!” diyenler. Karşı tarafın mantıklı gibi görünen mantık dışı argümanlarının karşısına uğraşma tembelliği göstererek hakikatli bir argüman koyma zahmeti göstermeyenler.
Her asır aynı senaryo, aynı film sahnesi. Ve yine her asır aynı nemelazımcılık girdabında debelenen mü’minler.
Eğer kızdığınız tek kişi bir inkarcıysa… Durun! Neye kızıyorsunuz? Kafir, kafirliğini yaparak vazifesini icra ediyor. Kızacaksak, vazifesini icra etmediği için saha fırsatı sunanlara kızalım.
Değerlerimize dil uzatılmasını ve bizim evlatlarımızın zihinlerini bulandırma fırsatı sunan kendimize kızalım.
Biz, o kutlu Nebi’nin ümmeti olarak üzerimize düşen emr-i bil maruf, nehy-i anil münker vazifesini hakkıyla yaptık mı ki kızıyoruz?
Aişe validemizin iffetini, Resulullah efendimizin o müthiş ahlakını ve ferasetini hakkıyla öğrendik mi ki öğretebiliyoruz?
Bugün sizlerle ilk serisini paylaşacağımız bir yolculuğa çıkacağız. Gençlerimizin zihinlerini felsefi cümlelerle karıştıran bir cambazın bulandırmış olduğu zihinleri arındırma yolculuğu. Ve itiraf ederim ki çok geç çıkılmış bir yolculuk. Sinsice ilerletilen etkili bir süreci çok geç fark etmiş olmanın mahcupluğunu telafi adımları. Binlerce gencin iman dairesinden çıktığı göz önüne getirilirse herkesin gücü nispetince dahil olması gereken bir yolculuk…
İlk konumuz: Gündem ne olursa olsun İslam’a olan kinini kusmak için fırsat kollayan bazı sefihlerin pedofili gibi çok çirkin bir meseleyi döndürüp dolaştırıp İslam’a, Resulullah efendimize ve kıymetli annemiz Aişe validemize getirerek, kah gizli kah aşikar maksatlarını felsefi ve cambazsal çabalarla Müslüman gençlerin zihinlerine yamalamaları hasebiyle Aişe validemiz ve Resulullah efendimizin evlilik yaşı mevzusu.
Bu hususu sizlerle önce ilmî ve fikrî, sonra tarihî ve coğrafî hususlarıyla ele alacağız. Aişe validemizin doğum tarihinin herhangi bir netliği olmaması hasebiyle ve ilmi çalışmalarının çoğunu İslam öncesi Arap tarihine vakfetmiş olan, hatta arkeolojik çalışmaların sonuçlarından faydalanarak vesikalarla İslâm müelliflerinin rivayetleriyle karşılaştıran ve alanında en kapsamlı çalışmayı yapan Cevâd Ali’nin “Târîhu’l-ʿArab kable’l-İslâm” eserinde geçtiği üzere Arap toplumunda bir kızın yaşının kadınların yaşlarının adet döneminden itibaren sayıldığını, çünkü o zamana kadar ölmesi beklenen kız çocuğunun o güne kadar yaşamaya dahi hakkı olmadığını ve bu yüzden yaş hesabının adete yani bir kadın olup yaşama hakkı kazandığından itibaren olması hasebiyle bu konuyu daha kapsamlı ele almak açısından ikiye ayırdım.
Önce 17 yaşında olduğuna dair delille ilmî ve fikrî açıklamalar bölümünde paylaşacak, sonra o dönemde buluğ çağında hatta 9-10 yaşlarında bir kızın evliliği “dünya devletleri ve kültürleri” açısından hatta “Türk kültürü ve devletleri” tarafından nasıl karşılanırdı? Böyle bir adet ve imkan söz konusu muydu? Yoksa o dönemde gerçekleşen nadirattan birisi miydi? konusunu da tarihi ve coğrafi bölümünde açıklayacağım.
Muhtemelen iki veya üç bölümde izah edileceği, her gün bir bölümün paylaşılacağı ve konuların birbiri ile bağlantılı olması hasebiyle muhakkak bu seriyi bitirmenizi ve takip etmenizi tavsiye ediyorum.
- DELİL: Bunu yine ilmî olarak Nevevi ve Hakim gibi kuvvetli kaynaklardan beslenerek Aişe validemizin evlilik yılı ve ablası Esma’nın ölüm yaşı üzerinden beraber hesaplayacağız.
Bazı tarihçiler Aişe validemizin 614 yılında doğduğunu, kimi de risaletten 5 yıl önce doğduğunu rivayet etmektedir. Hakkında net bir tarih yoktur. O sebeple ablası Esma (r.a)’nın yaşı ve Müslüman olma tarihi üzerinden hesaplanması daha net ve akla yakın bir sonuç verecektir.
Aişe validemizin ablası Esma, 15 yaşında Müslüman olmuştur ve hicretten 27 yıl önce, 595 yılında dünyaya gelmiştir. Aişe validemizle arasında 10 yaş vardır.
(Nevevî, Tehzîbü’l-Esmâ, 2/597; Hakim, Müstedrek 3/635.)
15 yaşında Müslüman olduğuna göre, Müslüman olma tarihi 610 yılına tekabül etmektedir. Hicretin 73. yılında 100 yaşındayken vefat etmesi, hicrette 27 yaşında olduğunu doğrular. Dolayısıyla aralarında 10 yaş farkı olması da Aişe validemizin 17 yaşında olduğunu doğrular.
- DELİL: Aişe validemiz, Resulullah’tan önce Cübeyr b. Mutim ile nişanlıydı. Fakat Cübeyr’in babası, ailesinin İslamiyete girmesini istemediğinden nişanı bozmuştu. Bunun üzerine Kainatın Efendisiyle nişanları yapılmıştı. Cübeyr ile nişanlıyken, Cübeyr bin Mutim’in annesi “Ey Ebu Bekir! Oğlumuzu senin kızınla evlendirdiğimizde, sen onu yeni dinine sokmak istersin” demişti. Zaten nişanı da yeni bir dine mensubiyetten dolayı bozmak istemişlerdi.
Burada akla şu soru geliyor: Aişe validemizin Resulullah ile nişanı hicretten (622) önce olduğuna göre, risalet yılı 610 yılı olduğuna göre, Hz. Ebu Bekir efendimizin iman edişinin 10 veya 11. senesini işaret ediyor. Ama bu ibarede “sen onu yeni dinine sokmak istersin” dediğine göre, nişan atılması risaletin ilk yıllarına dayanıyor.
Bu hesaba göre 6 yaşında nişanlandı Resulullah’la diyenlere soruyorum: Aişe validemizin Cübeyr ile nişanı Aişe validemiz hiç doğmadan önce mi yapılmıştır?
(Ahmed b. Hanbel, Müsned; İbn Sad, et-Tabakat; Belâzurî, Ensabü’l-Eşraf, thk. Süheyl Zekkar, Riyaz Zirikli, Daru’l-Fikr Yay.)
- DELİL: Arapçada لعبة kelimesi “oynamak, eğlenmek, yarışmak, neşelenmek” manasına gelir. Bugün 17 yaşında bir genç kız eğlenemez mi? Ben evde arkadaşlarımla bu yaşta eğlensem eşim eve girse, arkadaşlarım rahatsız olup sessiz olmaz mı? Gidince daha rahat harekette ve gülüşmede bulunmaz mı?
Yaş oynamaya veya eğlenmeye mani midir? Farklı rivayetlerin hepsini topladığımızda 15-16-17 yaşında bir kız bugün herhangi bir oyuna dahil olamaz mı?
Üç makale uzunluğunda olan delillerimize ve açıklamalarımıza yarın devam edeceğiz. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. 🌷
Şeyma Betül Burak


