Son günlerde çocuk olsa güler dedikleri cinsten “umre kınası modası” peyda oldu sosyal medya kabilesi arasında. “Kabilesi” diyorum. Çünkü ayrı bir cins, tür ne derseniz, kültürsüz bir medya kültürü oluştu ki bu gerçek dışı dünyanın içinde biz yokuz. “Toplum” yok. Yalnızca bu mecrada örgütlenen bir kabile var. Bir de bu kabilenin seyircileri.

Yanlış anlaşılmasın “kızmıyorum.”

“Aaa nasıl da yaparlar ya bunu” demiyorum.

Sabah kendisine “Dün sosyal medya için ne yaptım? Bugün sosyal medya için ne yapmalıyım?” diye sorarak, niyeti “salt nefsî etkileşim” olan, kendini para karşılığında pazarlayan adamdan her şeyi beklerim ben. “Bugün Allah için ne yaptım?” diyerek gönlünü, niyetini kulluğuna mıhlayan adamla zerre mukayese etmem.

Bugün umresine kına yapan, yarın namazına düğün, orucuna mevlid yapmaz demem.

Diliyle “niyetim Allah” diyerek, gözünü tek başarısı hayatını sergilemek olan özel hayat seyyarlarına dikenlere sitem ederim en çok.

Bunun cinsi cibilliyeti belli de, seni anlayamıyorum derim.

O kadar haberdar olunmayı bekleyen, kalpleri sımsıcacık sarıp sarmalayacak Ashâb-ı Kirâm’ın hayatı varken, gösterişini put edene niye mürit oluyorsun? Niye saltanatına bir tuğla da sen koyuyorsun? derim.

Yaptığı yemeğin kokusu komşusunun burnuna gider de hakta kalırım diye kalbi titreyen, hemen bir tabak hazırlayıp ikram eden bir nenenin torunusun, kendine gel! derim.

Eve girerken aldıkları görülmesin diye poşetini kalınca tutan, hırsızmışçasına sessizliğe bürünen bir toplumu, sırf gösteriş olsun diye ibadetine davetiye bastıran bir toplum hâline getiren senin ona yönelen gözlerin derim.

Eğer ücretsizse bir şey, ürün sensindir. Kendini bir gösterişçinin etkileşim istatistiklerine meze ettirme, seçici ol derim.

Kızmam yani onlara. Daha yakın zamanda sosyal medyanın bu büyülü dünya kokan havasına kapılan bir evladımız, Güney Kore’den yayılan mukbang (Yemek Yeme Performansı: Kamera karşısında büyük porsiyonların tüketilmesi) akımına kapılarak hayatını kaybetti! “Para, ün, şöhret hiçbir şey, öldüğünüzde sizi kurtarmayacak.” Onun da takipçisi çoktu, bugün toprak altında derim.

Bugün “o” ününü, şöhretini yemek üzerinden yaparak sağlığını kaybetti; ameli iyiyse kurtardı gitti. Acaba tesettürünü, ibadetini, elindeki dünya nimetlerini şöhretin baskısı altında kâğıt edip, şerrini kopyalayıp yapıştıran kimse açtığı delik sebebiyle âhirette açılacak gediği nasıl kapatacak? O haset ve nazarın ağırlığını daha dünyada nasıl taşıyacak? diye tefekkür ederim.

Yargılamam, yadırgamam. Çünkü beklerim!

Şeyma Betül Burak

01.05.2025